Kullanıcı girişi

Son yorumlar

Son Konular

- Selimiye Camii'nin Esrarı
- TARSUS:Elektrikle Aydınlanan İlk Şehir
- Tarihte İlk Eczane Müslümanlarca Kurulmuştu
- Fransa'da Endülüs Tarafından Fethedilecekti
- Alay Beyi Nedir ve Kimlere Denir?
- Sıfır rakamını kim buldu?
- Hücre ve Doku Tutkalı
- Muhteşem Süleyman
- Fen ve Teknoloji Dünyasından "Hızlı Trenlerdeki Yeni Gelişmeler"
- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İdamı (25 Aralık 1683)
- 21.yüzyılın teknolojisi:Biyoteknoloji
- Kırım'ın Elden Çıkması
- Bosna'nın Bağımsızlığını Kazanması (Mart 1992)
- Mikro alemde yolculuk: Nanoteknoloji
- Necatigil’in kendi sesinden şiirler
- Bilim adamları, dişeti hücrelerinden diş üretti
- Avrupa'da istihdam sorununa çare aranıyor
- BDDK'dan Basel III için bir adım daha
- ÖSYM'NİN YAPTIĞI AÇIKLAMA
- 2100 tarihinde neler olacak işte tahminler
- Rahiplerin müslüman avı
- ABD TAM 70 MİLYON KIZILDERİLİYİ KATLETTİ
- “NUSRET“ LE GELEN NUSRET
- 18 MART ZAFERİNİN BİLİNMEYEN YANLARI
- İSİM İLE MÜSEMMÂ BİR MUALLİM:MUALLİMNÂCİ
- HAMDULLAH SUPHİ ANLATIYOR
- Tanzimat Fermanı ve Bazı Gerçekler
- Tanzimat Fermanı ve Bazı Gerçekler
- ULEMA+ORDU+PÂDİŞAH=OSMANLI DEVLETİ
- GENTİLE BELLİNİ KİMDİR?
- BENZET; AMA ASLÂ BENZEME
- MUŞTAK BABA VE ANKARA'NIN BAŞŞEHİR OLUŞU
- BÜTÜN İLİMLER KUR'AN'DA MEVCUTTUR
- Geometri biliminin tarihi gelişim süreci
- Bilim Tarihi
- MALZEMEDEN ÇALANIN CEZASI
- ÇAKA BEY
- MEŞHUR CERRAHLARDAN ZEHRÂVÎ
- MİSAK-I MİLLÎ HUDUTLARI
- Osmanlı Alimlerinden Molla Hüsrev

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 2 guests çevrimiçi.

HAMDULLAH SUPHİ ANLATIYOR

Hamdullah Suphi Tanrıöver (1885-1966), 1920'de ilk TBMM'ne Antalya milletvekili olarak girdi. Aynı yıl ilk İcrâ Vekilleri Heyeti'nde, maârif vekilliğine getirildi. 1923'de TBMM'ne İstanbul milletvekili olarak katıldı. 1925'te ikinci kez maârif vekilliği vazifesinde bulundu. 1927'de yeniden İstanbul milletvekili seçildi. 1935'te Bükreş büyükelçiliğine tayin olundu. (Ana Britannica, 20/383) Büyükelçilik yaptığı yıllara ait bir hâtırasını şöyle anlatıyor:

"Yugoslavya'nın üç büyük şâirinden birisi Bükreş'te büyükelçi olarak vazife gördü. Sekiz ay uğraştım, onu İstanbul'a getirdim. Kalbinden biraz hasta idi. Maksadım, İstanbul'un güzelliklerin göztererek, eşsiz âbidelerini tanıtıp, sihir ve füsûnu önünde şâirin kalemini memleketimin lehinde kullandırmak, bir şiir yazdırmaktı.

"Bu yabancı şâir ve büyükelçi ile geldiğimiz gibi, Tataresko, Titulesko ile dolaştık. Medeniyetimizin bir şâheseri olan Süleymâniye Câmii'ni beraber ziyaret ettik. Sultan Süleyman'ın türbesini de gezmek arzusuna düştüler. Beraber türbeye yürüdük baktık, kapısı kapalı. On onbir yaşlarındaki çocuklar orada oynuyorlar!.. En kabadayısına yaklaştım: 'Oğlum, acaba türbedârı bulabilir misin?.."dedim. Cevap verdi:'Onu bulmak zordur, isterseniz arayalım' dedi. "Vaziyeti biliyordum, söyleyecek şey bulamadım. Onlar:'Gâliba tâmir var" dediler, fakat iskele yok. Kafamı kurcalıyorum. Kafamı kurcalıyorum, o kadar kurcalıyorum ki, o dakikaya yarayacak bir şey söylemek istiyor, fakat bulamıyordum. Nihayet şunları söyleyebildim:'Bir müddet mâzi ile alâkamızı kesmek istedik, onun için türbeleri kapattık'dedim.

Yabancı diplomat hayretle yüzüme baktı:'Ciddî mi söylüyorsunuz?..' dedi. Cevap verdim: 'Ciddî' dedim.

Şu sözleri söyledi:
"-Tarihi olmayan milletler, tarih huzurunda esâtir, efsâne uydururlar. Sizin ise, büyük bir tarihiniz vardır. Bu tarihi yapanların türbesini nasıl kapatıyorsunuz?"

Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Anıları, s. 172-173

Yeni yorum gönder

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi