Kullanıcı girişi

Son yorumlar

Son Konular

- Selimiye Camii'nin Esrarı
- TARSUS:Elektrikle Aydınlanan İlk Şehir
- Tarihte İlk Eczane Müslümanlarca Kurulmuştu
- Fransa'da Endülüs Tarafından Fethedilecekti
- Alay Beyi Nedir ve Kimlere Denir?
- Sıfır rakamını kim buldu?
- Hücre ve Doku Tutkalı
- Muhteşem Süleyman
- Fen ve Teknoloji Dünyasından "Hızlı Trenlerdeki Yeni Gelişmeler"
- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İdamı (25 Aralık 1683)
- 21.yüzyılın teknolojisi:Biyoteknoloji
- Kırım'ın Elden Çıkması
- Bosna'nın Bağımsızlığını Kazanması (Mart 1992)
- Mikro alemde yolculuk: Nanoteknoloji
- Necatigil’in kendi sesinden şiirler
- Bilim adamları, dişeti hücrelerinden diş üretti
- Avrupa'da istihdam sorununa çare aranıyor
- BDDK'dan Basel III için bir adım daha
- ÖSYM'NİN YAPTIĞI AÇIKLAMA
- 2100 tarihinde neler olacak işte tahminler
- Rahiplerin müslüman avı
- ABD TAM 70 MİLYON KIZILDERİLİYİ KATLETTİ
- “NUSRET“ LE GELEN NUSRET
- 18 MART ZAFERİNİN BİLİNMEYEN YANLARI
- İSİM İLE MÜSEMMÂ BİR MUALLİM:MUALLİMNÂCİ
- HAMDULLAH SUPHİ ANLATIYOR
- Tanzimat Fermanı ve Bazı Gerçekler
- Tanzimat Fermanı ve Bazı Gerçekler
- ULEMA+ORDU+PÂDİŞAH=OSMANLI DEVLETİ
- GENTİLE BELLİNİ KİMDİR?
- BENZET; AMA ASLÂ BENZEME
- MUŞTAK BABA VE ANKARA'NIN BAŞŞEHİR OLUŞU
- BÜTÜN İLİMLER KUR'AN'DA MEVCUTTUR
- Geometri biliminin tarihi gelişim süreci
- Bilim Tarihi
- MALZEMEDEN ÇALANIN CEZASI
- ÇAKA BEY
- MEŞHUR CERRAHLARDAN ZEHRÂVÎ
- MİSAK-I MİLLÎ HUDUTLARI
- Osmanlı Alimlerinden Molla Hüsrev

Kimler çevrimiçi

Şu an 1 kullanıcı ve 3 guests çevrimiçi.

Çevrimiçi kullanıcılar

  • napedhed

BENZET; AMA ASLÂ BENZEME

Sabetay Sevi cemaati mensuplarından ve "Evet Ben Selanikliyim, Türkiye Sabetaycılığı" kitabının yazarı Ilgaz Zorlu, geçen sene, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Diyalog Platformu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de sayıları 100 bini bulan Sabetayclar'ın asıl hüviyetlerini gizlemelerinden yakındı. Zorlu, İzmirli bir haham olan ve bazıları tarafından mesih olarak kabul edilen Sabetay Sevi'nin adıyla anılan Sabetaycılığı şöyle tavsif etti: "Sabetaycılar bence Türkiye'nin gizli Yahudi cemaatidir. Kendilerine sorarsanız, Türk ve kabul edilebilir ölçüde Müslüman bir cemattir. İsrâil'de Sabetaycılık, Yahudilik içinde kabul edilmiyor."

MUŞTAK BABA VE ANKARA'NIN BAŞŞEHİR OLUŞU

Ankara'nın başşehir oluşunu ve o günü, zamanın Ankara Vâlisi Yahya Gâlip Bey, neşrettiği hâtıralarında şöyle naklediyor:

"23 Nisan 1920'de üç yüze yakın mebusun iştirakiyle Hacı Bayram Velî'nin câmiinde dinî bir toplantı yapılmıştı. Hatimler indiriliyor, Buhârî-i şerifler okunuyor, zafer için duâlar ediliyordu. Toplantı sona erince câminin ihtiyar kayyimi Hacı Bayram'a ait işlemeli bayrağı eline aldı. Bütün mebûslar hep bir ağızdan tekbir getirerek merâsimle câmiden çıktılar.

BÜTÜN İLİMLER KUR'AN'DA MEVCUTTUR

İbnİ- Abbas (r.anhümâ), "Bütün ilimler, Kur'ân-ı Kerim'de mevcuttur; lâkin, insanların anlayışları onu idrâkten âcizdir. (Hüseyin Avni, İ'câzı Kur'ân, 28) buyurmuşlardır.

Binâenaleyh bütün ilmî hakikatler, fennî incelikler, kevnî hal ve vaziyetler Kur'ân'da mevcuttur. Yine bunu gibi, daha pek çok ehline mahsus esrâr-ı sübhâniye'yi de sînesinde barındıran Kurân-ı Kerim, insanları hakka, doğruya ve sırât-ı müstakime dâvet etmiş ve hidâyet rehberi olmuştur.

Hz. Ali (r.a.), "Eğer istersem, Ümmü'l-Kur'ân (Kur'ân'ın anası)olan Fâtiha sûresinden yetmiş deve yükü olacak tefsir ve esrâr istinbat ederim. Çünkü bir âyetin yetmişbin te'vili vardır" buyurmuşlardır.(A.e.g)

Ebû Bekir bir el-Arabî (rh.), "Kânûnu't-Te'vîl" isimli eserinde; Kur'ân ilimlerinin, Kur'ân'ın kelime adedine eşit olduğunu ifade etmektedir. Bu rakam ise, 77 bin 450'ye bâliğ olmaktadır. (Süyûtî, el-Itkân, 4/32)

MALZEMEDEN ÇALANIN CEZASI

• Mimarbaşım olan Sinan'a emirdir: Rumeli'den ve diğer yerlerden gelen marangozluktan ve binâ ilminden habersiz, ehil olmayan kişiler ellerine arşın alıp mîmârlık etmekte ve yaptıkları evler tutuşmaktadır. Şimdi sana buyurdum ki, emrim eline ulaştığı zaman bu konuda dikkatli olup bina inşaatı ve dül gerlikten habersiz kişilerin ellerine arşın alıp mimarlık etmelerini yasaklayacak ve senin iznin olmadan bu işe kalkışmalarının önüne geçeceksin. (29
Haziran 1572, Sultan ll. Selim)

ÇAKA BEY

Çaka Bey, 1071'de Sultan Alparslan'ın Malazgirt zaferinden sonra Anadolu'nun fethiyle vazifelendirdiği beylerden biridir. 1078 yılında Bizans'a esir düşmüş daha sonra kurtulmuştur. Kırk adet gemi inşa ettirerek ilk Türk açık deniz donanmasını kurmuş, İzmir ve havâlisine hakim olmuştur.

Bizans'ın zayıflamasından da yararlanarak Urla ve Foça ile Rodos, Sisam, Sakız ve Midilli adalarını zapt etmiştir. Adaları kurtarmaya gelen Bizans donanmasını da mağlup etmiştir. Bu, Çaka Bey'in ilk deniz savaşı galibiyetidir.

1095 yılında ölümünden sonra kuvvetleri dağılmış ve beyliği ortadan kalkmış olan Çaka Bey İzmir ve civarına ilk Türk yerleşmesini sağlamış, buraların fethine zemin hazırlamıştır.

Fazilet Takvimi

MEŞHUR CERRAHLARDAN ZEHRÂVÎ

Endülüs'te doğup, tahsilini yine Endülüs'te yapan Zehrâvî, Emevî halifelerinden Üçüncü Abdurrrahman ve İkinci Hakem'in hususî tabipliklerine kadar yükselmiştir.

Tıbbın bütün dallarında bilhassa Cerrahlık dalında meşhur olmuştur. Onun "et-Tasrîf li men Aceze ani't-Telîf" isimli Arapça tıp ansiklopedisinin otuzuncu bölümü cerrahlıkla ilgili olup, burada bizzat kendisinin îcâdı 200 civarında cerrah âletlerinin resimlerini çizmiştir. Bu eser, Zehrâvî'den sonra gelen tabiplere, bilhassa cerrahlara yegâne kaynak olmuştur.

Zehrâvî'nin gerçekleştirdiği ameliyatlardan bâzıları şunlardır:

- Mesâne taşları ameliyatı,

- Mesâne taşlarının ameliyatsız parçalanıp düşürülmesi,

- Ameliyattan önce, kesilecek bölgenin işaretlenmesi, temizlenmesi, kesme şekilleri, parça alma işlemleri;

- Damar genişlemelerinin cerrâhî tedâvîsi. Büyük damarları birbirine bağlama ameliyatı,

- Kol ve bacak kangrenlerinde dirsek mafsalı veyâ bacak mafsalı üzerinden kesilmesi ameliyatı,

MİSAK-I MİLLÎ HUDUTLARI

"Mîsâk-ı Millî" nedir? Mîsâk-ı Millî; millî and, millî yemin demektir...

Erzurum ye Sivas kongreleri'nde alınmış olan kararların, son Osmanlı Mebûsân Meclisi tarafından kabul edilerek, dünya efkâr-ı umûmuna ilan edilen maddelerinden meydana gelen bir "hayat-hürriyet ve istiklâl" yeminidir.

Asıl adı: "Ahd-i Millî Be-yannâmesi"dir. Osmanlı Devleti'ni paramparça etmek isteyen Batılı düşmanlarımız, çeşitli din, dil, kültür ve ırklardan bir bütünlük içindeki Osmanlı'yı "millî devletler" kurdurarak bölmek, zayıflatmak ve çökertmek istiyorlardı. Bugün de aynı senaryo içindeler.

Osmanlı Alimlerinden Molla Hüsrev

Asıl ismi Muhammed bin Ferâmuz bin Ali Hüsrev'dir. Türkmen olup Sivas ve Tokat arasındaki Kırgın köyünde dünyaya gelmiştir. Fazilet ve olgunluğu ile temâyüz etti. Tahsilini tamamladıktan sonra Sultan İkinci Murad kendisine Edirne'de Şahmelik Medresesini verdi. İkinci Murad'ın uzlete çekilmesi üzerine İkinci Mehmed Han, Molla Hüsrev'i yine vazifesinde bıraktı. Varna Savaşı'ndan önce İkinci Mehmed saltanatı babasına bırakarak Manisa'ya döndüğü zaman, Molla Hüsrev maiyetinde idi.
Hızır Bey'in vefâtından sonra, Molla Hüsrev, İstanbul kadılığına tayin edildi. Fâtih Sultan Mehmed, ondan bahsettiği zaman, "Zamanın Ebû Hanifesidir" derdi.
Konağında, pek çok kölesi varken bunların hiçbirini kendi hizmetinde kullanmaz, odasını dahi kendi süpürürdü. Müderrislik, kadılık ve şeyhülislâmlık gibi yüksek vazifelerde bulunan Molla Hüsrev M.1480 yılında vefât etmiştir. Bursa'da kendi medresesinin avlusuna defnedilmiştir.

HELİKOPTERİ İLK BULAN KİMDİR?

Helikopter Rus bilim adamı İgor Skorsky tarafından geliştirilmiştir. Skorsky, helikopterle ilgili çalışmalarına 1909 yılında başlamış ve ilk helikopter 1913 yılında ortaya çıkmıştır.

TARİHİMİZDE VE GÜNÜMÜZDE HAÇLI SEFERLERİ

Osmanlı dönemine kadar pek çok Haçlı Seferi yapılmıştır. Osmanlı döneminde ise 3, bazı tarihçilere göre 5 Haçlı seferi olmuştur.

Hıristiyan Batı Dünyası'nın Haçlı zihniyeti değişmediği için, günümüzde de Haçlı Seferleri değişik tarzlarda ve farklı alanlarda olanca şiddet ve dehşetiyle devam etmektedir.

Geçen sene Hıristiyan dünyası Haçlı Seferleri'nin 900'üncü yılını mânâlı bir şekilde kutladı. Maalesef sözde Türk aydınlarının çoğu, "Haçlı Seferleri"ni durduğunu ve Batı'nın zihniyetinin iyi niyete dönüştüğünü zannederek büyük bir gaflet içindedirler.

Haçlı Seferleri durmamış ve Hıristiyan Batı'nın Haçlı zihniyeti asla sona ermemiştir. Ve Haçlı Seferleri şu anda kültürel ve psikolojik savaş başta olmak üzere soğuk savaş usûlleriyle devam etmektedir.

Nitekim bir âyet-i kerîmede,"Ehl-i kitaptan bir kısım istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler..." (S.Âl-i İmrân, 69) buyurarak Mevlâmız bizleri ikaz etmektedir...